Loading...
Karmasik Duygular

Bölüm IV - Karmaşık Duygular

Yazar: Mehmet Tok, Okuma Süresi: 7 dk.

******

Sinan’ın hışımla kapıyı yüzüne kapattığı Damla ne yapacağını bilemeden kapının önünde şaşkın bir şekilde kalakaldı. Olanlara anlam veremeyen Damla artık umudunu kaybetmiş bir yüz ifadesiyle bahçe kapısına doğru yürümeye başladı. Ardından kısık bir ses tonuyla birinin ‘’Damla Hanım’’ diye seslendiğini duydu. Etrafına bakarak kendisine kimin seslendiğini görmeye çalışan Damla, evin bahçesinde Sema Hanım’ın olduğunu gördü ve hızlı adımlarla ona doğru yürümeye başladı. Sema Hanım üzgün ve sessiz ama bir o kadar da telaşlı şekilde Damla’ya yazdığı notu vererek, eve doğru geri döndü.

Damla, Sema Hanım’ın verdiği notu alır almaz açıp okumaya başladı. Sema Hanım’ın yazdığı notta yarın saat 12.00’de atölyesine geleceği ve kendisiyle konuşmak istediği şeyler olduğu yazıyordu. Notu çantasına koyan Damla, yaşadığı karmaşık duygularla bir an önce ertesi günün gelmesini ve olayların çözüme kavuşmasını ümit ediyordu. Ardı ardına yaşadığı olaylar Damla’yı öylesine yormuştu ki kendi aracına binip gitmek yerine bir taksi durdurup, atölyesine gitmeye karar verdi. Taksi şoförüne atölyesinin adresini söyledikten sonra aracın camına yaslanıp gözlerini kapattı. Taksi şoförünün geldik demesiyle bir anda uyanan Damla, taksi ücretini ödeyip teşekkür ettikten sonra taksiden inip atölyesinin kapısına doğru yürümeye başladı.

Atölyesindeki odasına geçip koltuğuna oturan Damla derin bir nefes aldı ve çantasındaki notu masasının üzerine koyup, şaşkınlıkla olup bitenlere anlam vermeye çalıştı. Sema Hanım atölyenin adresini nereden biliyordu? Damla bu olayların içerisine nasıl düştüğüne anlam veremiyordu. Damla bir yandan Ella için bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor, bir yandan da bu sır perdesinin son bulmasını istiyordu.

Yaşanılan bunca olaydan sonra Sema Hanım ile buluşup neler olduğunu öğrenene kadar bu işin peşini bırakmayacağım diye kendi kendine söz verdi. Kafasındaki soruların karmaşık yorgunluğu ile odasındaki koltukta uyuyakalan Damla, sabahın erken saatlerinde yorgun bir yüz ifadesiyle kalktı. Sema Hanım’ın bir an önce gelmesi için sabırsızlanıyordu. Her sabah olduğu gibi güzel kokulu filtre kahvesini yapıp yudumlamaya başladı. Kitaplığından aldığı bir sanat dergisine göz gezdirip kafasını dağıtıyor ve zamanın geçmesini bekliyordu. Aniden aklına Çiğdem’in atölyeye gelip ona sımsıkı sarılıp içini döktüğü anlar geldi. Damla’nın gözlerinden istemsizce yaşlar dökülmeye başladı. Yıllar sonra tekrar bir araya geldiği dostunun trajik ve ani ölümü onu derinden sarsmıştı.
Gözlerini bir an kapatıp tüm bu olanların bir rüya olduğunu düşünmek istedi. Kahvesinden son yudumunu alan Damla atölyenin giriş kapısına doğru yürüdü. Puslu hava ve şehirdeki gri sessizlik Damla’nın içini daha da karartıyordu.

Atölyenin girişine park eden araçtan inen Sema Hanım, atölyeye doğru ilerliyordu ancak yanında Damla’nın tanımadığı ya da tanıyamadığı bir adam vardı. Damla, tedirgin bakışlarla yanlarına gelmelerini bekledi. Sakin gibi görünmeye çalışan ancak telaşlı olduğu her halinden belli olan Sema Hanım sıcak bir ifadeyle Damla’ya ‘’Merhaba, nasılsınız?’’ dedikten sonra, ardından “eşim Murat, belki yemekten hatırlarsınız” deyip, yanındaki uzun boylu, esmer babacan görünümlü ancak bir o kadar da tedirgin görünen adamı Damla ile tanıştırdı. Damla; “Aaa! Evet evet, şimdi hatırladım” deyip tebessüm ederek; “Merhaba Murat Bey, hoş geldiniz nasılsınız?” deyip onları içeri davet etti.

Damla, odaya geçtikten sonra Murat ve Sema çiftine dönerek, kahve içmek ister misiniz? diye sordu. Sema Hanım, “Teşekkür ederiz Damla Hanım, çok vaktimiz yok ” diye hızlıca cevap verdi. Bu sırada Murat Bey’in telefonu çaldı. Murat Bey, bir an telefonuna bakarak, yüzünü tedirgin bir şekilde Sema Hanıma döndü. Israrla çalan telefonu panikle açarak “Buyurun efendim” dedi. Damla, Murat Bey’in nefes alışverişlerinin hızlandığını ve yüzünün kızardığını fark etti. ‘’Yalnız efendim…Tamam, efendim geliyoruz’’, deyip telefonu kapatan Murat Bey, Sema Hanım’a döndü ve ‘’Çıkmamız gerekiyor, gidelim’’ dedi. Damla neler olduğuna anlam veremediği için, Sema Hanım’ın yanına yaklaşarak, ‘’Bir sıkıntı mı var? Nereye gidiyorsunuz? Konuşacaklarımız var demiştiniz?’’ diye ardı ardına sorular soruyordu. Ancak Sema Hanım, Damla’ya dönerek telaşlı ve üzgün bir yüz ifadesiyle ‘’Şimdi değil daha sonra konuşalım, şimdi gitmemiz gerekiyor, en kısa zamanda yine görüşeceğiz’’ dedi ve birlikte hızlıca kapıya doğru yürüdüler.

Sema ve Murat çiftinin arkasından kapıyı kapatan Damla, yaşanılanları Sema ve Murat çiftinden alacağı cevaplar ile çözeceğine inanmıştı. Ardı ardına yaşadığı hayal kırıklıkları Damla’nın aklındaki tüm soru işaretlerini çözümsüz bırakmıştı. Murat’ı arayan kimdi? Neden hızlıca ayrılmaları gerekmişti?
Murat ve Sema çiftinin gidişinin ardından tekrar odasına geçen Damla, odasının köşesinde bulunan yazı tahtasının yanına giderek yaşanılanları çözüme kavuşturabilmek için notlar yazmaya karar verdi. Yazı tahtasının sol tarafına Çiğdem, sağ tarafına Sinan, ortasına ise Ella yazdı. Çiğdem isminin altına kendisini yazan Damla, Sinan isminin altına Sema ve Murat yazarak tekrar masasına oturdu. Ella ile ilgili aklına hiçbir bilgi gelmiyordu.

Düşünmek için gözlerini kapayan Damla’nın aklına bir anda Ella’nın odasındaki çekmeceden aldığı ses kayıt cihazı geldi. ‘’Bunu nasıl unutabildim’’ diyerek kendisine kızdı. Büyük bir heyecanla çantasını alıp daha önce içerisine koyduğu ses kayıt cihazını bulmaya çalıştı. O kadar tedirgin ve heyecanlıydı ki gözünün önünde olan ses kayıt cihazını bulmaya bile zorlanıyordu. Çantasının fermuarlı bölümüne koyduğu aklına sonradan geldi ve hemen ses kayıt cihazını bilgisayarına taktı. Ses kayıt cihazı çalışıyor ancak ses gelmiyordu. Üzgün ve çaresiz bir şekilde başını masasına koyan Damla bir anda ses kayıt cihazından gelen cümle ile irkildi; “Ella’nın peşinden gitmek sana ne getirecek….” diye başlayan cümlenin sonu gelmeden ses kayıt cihazı aniden kapandı.

Tedirgin bakışlarla ses kayıt cihazını eline alan Damla’nın sırtından soğuk terler boşandı. Bu da ne demek oluyordu? Damla üzerindeki şokun etkisinden kurtulur kurtulmaz düşünmeye başladı. Aklını toplamalıydı. Ses kaydındaki ses ne demek istiyordu? Önce çantasında bulduğu anahtar, şimdi de ses kaydındaki sözler. Damla, birinin kendisiyle oyun oynadığını düşünmeye başladı.

Neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, kendisini sürekli izleyen ve Çiğdem ile arasındakileri bilen birinin ya da birilerinin olduğundan artık emindi. Önce kırmızı defterin bulunduğu çekmecenin kırılıp defterin sayfalarının koparılması, ardından Ella’nın odasından aldığı ses kayıt cihazında Ella ve Çiğdem arasında bir konuşma beklerken başka bir sesten kendisini tehdit eden sözler duyması Damla’yı içerisinden çıkılamayacak bir duruma getirmişti.

Damla’nın vazgeçmeye niyeti yoktu, her ne olursa olsun olayları çözeceğine inanmıştı ve elinden gelen fedakârlığı yapacaktı. Damla olayları aydınlığa kavuşturmanın kendisi için önemli olduğunu hissediyor bir yandan da bu gizemi çözmek için vazgeçemediği ve anlam veremediği bir arzu duyuyordu.

Her zaman olduğu gibi çalar saatinin sesiyle uyanan Damla, derin bir nefes aldıktan sonra yüzünü yıkamak için lavaboya gitti. Musluğu açıp bir kaç saniye aynaya baktı ve ardı ardına yüzüne soğuk su çarparak ayılmaya çalıştı. Tekrar odasına geçen Damla, üzerini giyinip Sema Hanım’ın yanına gitmek için aracına bindi.

Damla bildiği en kısa yollardan Sinan’ın evine gitmek için hızla arabayı sürüyordu. Bir yandan aklından Sema ile konuşacağı cümleleri bulmak için çaba sarf ederken, Sinan’ın evinin bulunduğu sokağa girdiğini fark etti. Tam evin önüne gelmişti ki Sinan’ın evden çıkıp arabasına doğru yürüdüğünü gördü. Aracı ile köşede kalıp Sinan’ı izlemeye başladı. Sinan’ın arabasına bindiğini görünce onu takip etmeye başladı.

Sinan Damla’nın hiç bilmediği yollardan gidiyordu. Damla gidilen yolları hiç bilmediği için bir an tereddüte kapıldı. Ancak Sinan’ın mezarlık yoluna döndüğünü görünce içini bir merak sardı. Sinan aracını mezarlık girişine park edip yürümeye başladı. Damla aracını Sinan’ın görmeyeceği şekilde uygun bir yere park etti. Sessizce araçtan inerek Sinan’ı takip etmeye başladı. Sinan üzerinde Çiğdem Sancaktar yazan mezarın önünde durdu. Damla bir anda kendini çok kötü hissetti. Çiğdem’in mezarına hiç gitmediğini fark etti. Vücuduna gelen ürperti ile irkildi. 7 yıl sonra görüşmeye başladığı arkadaşını kısa bir süre sonra trajik bir olayla kaybetmişti ve şimdi de mezarının yanına bile gidemiyordu.

Sinan Çiğdem’in mezarının başına eğilip, elindeki çiçekleri toprağa usulca koydu. Bu sırada Damla 2 metre ötedeki bir ağacın arkasından Sinan’ı izliyordu. Sinan konuşmaya başladı ‘’Sevgilim, her şey çok farklı olabilirdi ama bu zamansız gidişin beni derinden sarstı, seni çok özlüyorum ve seni hiçbir zaman unutmayacağım’’ dedi ve yavaşça doğruldu.

Damla, gördüğü olay karşısında şok olmuştu. Bir yandan da gözlerinden akan yaşları siliyordu. Bu sırada Sinan aracına doğru yürüdü. Damla, Sinan’ın aracına binip gidişini izledi. Sinan’ın gittiğini gördükten sonra Çiğdem’in mezarının başına geldi. Çaresizlik içerisinde olan Damla, yaşlı gözlerle Çiğdem’in mezarına baktı. ‘’Yıllar sonra seni bulmuşken seni kaybetmek çok ama çok acı sevgili dostum, emanetine nasıl ulaşacağımı bilemiyorum’’ diyerek gözlerinden akan yaşları sildi. ‘’ Ama söz veriyorum sana bunu yapanı bulacağım ve her ne olursa olsun o küçük çocuk için elimden gelen her şeyi yapacağım’’ diyerek sözlerini tamamladı.
Damla, Sema ve Murat çiftine doğru yola çıkarken bir anda Sinan’ı takip edip hiç tahmin etmediği bir sahne ile karşılaşmıştı. Evde kendisine bu kadar kaba davranan Sinan’ı o halde görmek Damla’yı şaşırtmıştı.

Damla, yeniden aracına bindi ve Sinan’ın evine doğru yola koyuldu, içinden Sinan’ın yeniden eve doğru gitmiş olmamasını diliyordu. Yaşadığı bu son olaydan Sema ve Murat çiftine bahsetmeye karar verdi. Acaba Sema ve Murat neden kendisi ile konuşmak istemişlerdi? Damla’nın evine geldiklerinde arayan kimdi ve gelen telefon üzerine neden hızlıca evden ayrılmışlardı? Ella’nın çekmecesindeki ses kayıt cihazından haberleri var mıydı? Damla aklında tüm bu sorularla boğuşurken birden trafiğin yoğunlaştığını fark etti. Az ileride bir kaza olmalıydı. Araçlar o kadar yavaş ilerliyordu ki Damla sabırsızlanmaya başladı. Diğer araçlardaki insanların inerek yürümeye başladıklarını görünce Damla da aracından indi. Kazanın olduğu yöne doğru baktı. Biraz ilerledi, gördüğü manzara karşısında donakaldı.

*****